Param olsa ben de alsam…

Melisa Vardal – Uygun alışverişin adresi olduğu kadar bir ritüel, bir alışkanlık, bir kültür… Sanatçı Serpil Yeter, semt pazarlarında kadrajına takılan karelerden oluşan sergisiyle sanatseverleri bu kültürü “Başka Gör”meye çağırıyor. Birer enstalasyon gibi düzenlenen tezgâhlara ve pazarcıların hayatlarını yansıtan ayrıntılara yer verdiği fotoğraflarıyla izleyiciyi semt pazarlarının renkli ve karmaşık dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. Sergide pazarcıların günlük yaşam mücadelesinin yanı sıra farklı kültürlerin, karakterlerin, imkânsızlıkların ve arzuların izini sürmek için yaratılan kompozisyonlar da bu çarpıcı tabloya eşlik ediyor.

Anna Laudel’in iki katına yayılan serginin giriş katında sanatseverleri sanatçının deyimiyle  ‘yorgun ayaklar ve o ayaklar tarafından satın alınmayı bekleyen ayakkabılar’ bekliyor. Yeter’in çekerken en çok zorlandığı fotoğraflarda işte bu yorgun ayaklar. Sergide ayak hizasına yerleştirilerek esprili bir hava katılan bu kısımda yer alan karelerin altında hem çekmek için harcanan fiziki efor hem de insanların rahatsız olmasından kaynaklı yaşanan ufak gerilimler yatıyor. Kendi ayaklarınızın fotoğraftakilerle yan yana yürüdüğünü hissettiğiniz kısımda diğer katta da olduğu gibi pazar sesleri eserlere eşlik ediyor. Pazarcıların tezgâhındakileri satmak için söylediği maniler, pazarın kendine has uğultusu ve bebek ağlama sesleri ziyaretçilere bir mozaiği hatırlatıyor.

Pazarların tadı kalmadı

Sanatçı ziyaretçileri pazarın bu telaşının altındakileri ‘başka gör’meye çağırırken şu ifadeleri kullanıyor: “O çok iyi sergilenmiş sebzelerin, meyvelerin, giysilerin ardında pazarcıların oraya emekleri yatıyor. Ben onların tüm bu emeklerinin arkasında nelerin durduğunu göstermek istedim aslında. O tezgâhlar yarın endişesini; ailelerinin, çocuklarının karınlarını doyurma kaygısını, yaşam mücadelesini gösteriyor. Pazarcıların mallarını satmaları için iyi sunmaları lazım ki geçimlerini sağlayabilsinler. İşte bu yüzden pazarcılar bunu büyük bir titizlikle yapıyor. Pazarlarda hepsinin birbirini desteklediği, hepsinin ‘bizi alın, bizi alın’ diye ortak bir dil tutturduğu bir tekrarın güzelliğini görüyorsunuz.” Tezgâhların bu tekrarının başka bir armoni yarattığını ekleyen Yeter aynı zamanda 20 yılda çok şeyin değiştiğinin altını çiziyor.  Pazarlarda eski günlerin neşesinin kalmadığını belirten sanatçı insanların ve pazarcıların arasındaki diyalogun daha gerilimli olduğunu ve tezgâhların artık özenli olmadığını söylüyor. Sergi taşıdığı tüm duyguların yanında bu değişimi de ziyaretçilere hissettirerek başka bir pencere açmayı başarıyor. Hayatın günlük ve sıradan penceresindeki güzellikleri de zorlukları da dengeli bir şekilde yansıtan “Başka Gör”, 23 Şubat’a kadar ziyaretçileri bekliyor.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir